Yaşam

Bu İşin Fıtratı Böyle Mi?

Yine bir maden kazası yine yitip giden canlar, yetim kalan çocuklar ile karşı karşıyayız. Hepimiz bu acıyı derinden yaşıyoruz, yani çoğumuz yaşıyoruz. Bazı siyasiler zaten canı dar olan halka kendini bilmez şekilde beyanatlar verirler. Bunlar tam anlamıyla numuneliktir. İşlerinin fıtratı bunu gerektirir. Bugün acınızı paylaşıyoruz diyip, ertesi gün kedi köpek gibi birbirlerini yemeye devam edeceklerdir. Bence Halk da en uygun tepkiyi göstermiş. Helal olsun sizlere…

Neyse başbakanın bir açıklaması olmuştu. Tekrardan hatırlatayım: “Bu tür kazalar sürekli olan şeyler. Biz bu tür kömür ocaklarında bu olanları lütfen hiç bu tür olaylar olmaz diye yorumlamayalım. Bunlar olağan şeyler literatürde iş kazası diye bir olay var. Burada da oldu. Bunun yapısında, fıtratında olan şeyler.” demişti kendileri. Ben de bir bakayım hele, gerçekten var mıymış fıtratında diye düşündüm. TEPAV’ın araştırmasını paylaşayım önce:

Şimdi bu araştırmaya göre Türkiye, iş kazaları konusunda en kötü üne sahip olan Çin’i bile geçmişiz. Onu da geçtim, kapitalizmin beşiği olan Amerika’nın yanına bile yakalaşamıyoruz. Hatta miyon ton taş kömürü başına ölümler Amerika’dan 350 kat fazla. Bir de şuna göz atalım, Türkiye 2000 yılından itibaren ilerleme kaydetmiş mi? Hayır, aksine gerilemiş durumda.

Hmmmmm… Bir de ILO’nun Maden Güvenlik Szöleşmesi’ni 19 yıldır imzalamıyormuşuz. Haydi sözleşmenin yüklediği sorumluluklara da bakalım biraz:

  • Sözleşmeyle işverenler kazaları önlemek için her türlü önlemi alma, işçileri bilgilendirme ve eğitme yükümlülüğü altında.
  • İşverenler riski kaynağında bertaraf etmek, güvenli çalışma sistemleri tasarlamak, kaza riskleriyle ilgili işçileri bilgilendirmek ve kaza olduğunda gerekli tıbbi yardıma ulaşmalarını sağlamak zorunda.
  • İşverenler sözleşmeyle kaza sonrasındaki sağlık ve kurtarma etkinliklerinin kalitesinden de sorumlu hala getiriliyor.
  • Sözleşme, hükümetlereyse teknik kılavuzların hazırlanması, denetimlerin düzenlenmesi, denetimlere ilişkin gerekli yasal düzenlemelerin sağlaması ve kazaların etkili soruşturulması gibi yükümlülükler getiriyor.
  • İşçilerin ve temsilcilerininse kazaları, riskli durumları bildirmek, güvenlik ve sağlıklarına ilişkin koşullara dair bilgi edinmek, güvenlik ve sağlık önlemlerinin karar süreçlerine katılmak gibi hakları ve yükümlülükleri var.

Anlaşılan sözleşme işverenler ve hükümete ağır gelmiş. E tabi canım önemli olan maliyetleri düşürmek zaten. Kaza olursa da gidip iki ağlarsınız, bilgi falan alır dönersiniz. Ne gerek var şimdi o kadar sorumluluk altına girmeye. İşçileri Görünmez El’e teslim edelim, o korur onları.

Demek ki iş böyle değilmiş. Bunlar olağan şeyler değilmiş. Önlem alınmalı, çok sıkı bir şekilde denetim yapılmalıymış. Şirketlerle kanki olunmamalı, aksine gece rüyalarına girerek korku salınmalıymış. Hükümet üzerine düşeni yapmalı, işverenin ağzına sıçmalıymış. Heh bir de siyasiler gereksiz beyanatlar vermemeli, milletin sabrını taşırmamalıymış. Daha fazla yazarsam galiba argodan küfre terfi edeceğim. Bu yüzden en iyisi burada kesiyim.

Ekleme:

2000 yılından beri 1.308 kişi hayatını kaybetti.
2013 yılında 13.000 madenci kazayla karşılaştı.
Tüm iş kazalarının %10.4’ü geçen yıl yaşandı.
Kaynak: ILO, TÜİK

 

2 Yorum

  1. ARİF ONUR HANGİŞİ sayfanı çok beğeniyorum, önerdiğin sayfalar linkleri virüssüz temiz kendin gibi yerleri öneriyorsun. Eline diline sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı